Merhabalar sevgili okurlarım,
Şu an bu köşe yazısını okumanıza vesile olan elinizdeki cihaz her neyse aslında o kadar da eski bir teknoloji değil farkında mısınız?
Ne zamandır yeni olan şeylerin hızlıca hayatımızı alt üst etmesine izin verir olduk?
Ne yapalım internet teknolojisinden faydalanmayalım mı?
Hayır! İnternet teknolojisini kullanmaya karşıyım demiyorum. İnternet teknolojisinin bizi kullanmasına karşıyım diyorum.
Sizlere itiraf etmek isterim ki bu yazıyı yazarken dahi “acaba ben internet teknolojisini ne kadar doğru kullanıyorum” diye düşünmekteyim.
Evet, internet teknolojisi bizi kullanıyor.
Herhangi bir platformda, incelemek istediğimiz sıradan bir konu hakkında araştırma yapmak için tarayıcıya konuyu yazıp enter’a basıyor ancak sonrasında saçma sapan videoları izlerken kendimizi buluyoruz.
Beyinlerimizi uyuşturuyorlar. Neden mi? xx bebe reklamını, herhangi bir telekomünikasyon şirketinin reklamlarını vs. izlemeye mecbur bırakılıyoruz da ondan. Reklamları engelle seçeneğine bastığınızda pek çok siteye de erişim sağlayamıyorsunuz. İnternet teknolojisini doğru kullanmayı geçtim daha çok basit koruyucu ayarları bile düzenleyemiyoruz.
2019 araştırmalarına göre Türkiye’deki internet kullanıcıları oranı nüfusun %72’si ve yine bu oranın %63’ü ise aktif sosyal medya kullanıcısı. Bu kullanıcıların internette harcadığı günlük ortalama saat ise 7.
Peki, sizce 7 saatin kaç dakikasını olumlu yönde kullanıyoruz? Bence 5 dakikasını.
Geriye kalan 6 saat 55 dakikada neler oluyor?
Sadece beynimizin uyuşturulmasına izin vermekle kalmıyor, ruhumuzun da incinmesine ve içimizi kin ile nefretle doldurmaya müsaade ediyoruz. Nasıl mı?
Sosyal medya platformlarda yer alan resim, video gibi pek çok gönderinin neredeyse tamamı hiçbir kaynak içermiyor. Yani kanıtlanabilirliği neredeyse sıfır. Ancak bu videoları ve resimleri inceleyen pek çok insan bunlara itimat ediyor ve suç işlemeye tahrik oluyor.
Markası dahi tescillenmemiş ürünleri uygun fiyatta olduğu için birçok web sitesi ya da sosyal medya programı üzerinden satın alıyor ve evimize gelen kargoda ayakkabı/telefon çıkmasını beklerken salatalık çıkınca şaşırıyoruz. Başka bir şey de çıkabilir bilemiyorum ki. Dolandırılıyorsunuz.
Entelektüel birikimimize ya da zihinsel/kişisel gelişimimize gr. katkısı olmayan hatta zararı olan gönderileri izliyor, oyunlar oynuyoruz. Çocuklarımızın da bunlarla iç içe olmasına müsaade ediyoruz.
Alfabenin 8 harfiyle cümle kuran birçok şahsın hakaret, tehdit gibi fiillerine maruz kalıyoruz.
Özellikle kadınlar pek çok sosyal platform üzerinden hayasızca hareketler, cinsel saldırı gibi suç unsurlarıyla karşı karşıya kalıyorlar.
Video çekmek için sokağa çıkan bazı soytarılar, insanların kişisel haklarını hiçe sayarak onları istedikleri gibi sömürüyor. Akıllarına gelen her soruyu sorabiliyor ve rızalarını dahi almadan sosyal platformlarda bu videoları paylaşıyorlar. Bizlerse o videoları izleyip gülebiliyoruz. Ancak sizin güldükleriniz başka insanların elem ve ızdıraplarına neden oluyor.
Bazı web sitelerine kaydolurken, gizlilik anlaşmasını okuduğunuzu ve kabul ettiğinizi gösteren kutucuklara hiç göz attınız mı? Ancak T.C kimlik numaranızı, mail adresinizi, telefon numaranızı vs. kişisel verilerinizi paylaşıyor ve bir mobil cihaz ile bu platforma üye olduğunuzda söz konusu platformun cihazınızdaki konum, telefon rehberi, galerideki gönderinize erişebilmesine izin veriyorsunuz. Farkında mısınız?
Adınıza sahte profil açılıyor, mahrem fotoğraflarınız veya numaranız sosyal medya üzerinden paylaşılıyor. Bunları yapan insanlar gerçekten de var etrafımızda.
Yıllarca emek verdiğiniz şirket, fikri ya da sınai bir ürün başkası tarafından çok rahat şekilde temin edilip sosyal medya platformlarında pazarlanabiliyor.
Her türlü farklı türde bilimsel çalışmaların gerek video gerekse makale ya da köşe yazılarının paylaşılması sonucu bu kadar değerli ürünlerin altında kullanıcıların ağza alınmayacak yorumları görülüyor.
Daha saymakla bitiremeyeceğim pek çok şey işte bu geriye kalan 6 saat 55 dakika içerisinde gerçekleşiyor.
İnternet teknolojisi öyle bir hal aldı ki devletin bu teknolojiyi koruma altına alabilmesi gerçekten çok zor. Bu tür konularda bazı sitelere mahkeme kararıyla erişim hakkının kısıtlanıyor. Ancak yeterli olmuyor. Çünkü farklı ıp alarak bu sitelere erişebilmeniz mümkün.
Keza devletlerin eliyle internet sitelerine erişimin kısıtlanması istisnai konular hariç olmak üzere demokratik ülkelerde pek görülmüyor. Yani devletler eğer internet ortamlarında çok fazla kısıtlama getirirse demokratik olmamakla, düşünce özgürlüğüne müdahale eden, despot yönetimler olarak suçlanıyor. İran ve Suudi Arabistan bu konuda bilirsiniz gündemden düşmüyor.
Hatta Türkiye’nin vikipedi’ye erişim hakkının kısıtlaması hala daha dünyanın pek çok yerinde konuşuluyor.
Yani devletlerin internet teknolojisi konusunda attığı adımlar “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” misali… Elleri ve kolları bağlı.
İnternet teknolojisi resmi ya da özel her ne olursa olsun tüm kurum, kuruluş, işletme vs. gibi yerlerde çok fazla kullanılıyor. Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Birçok kolaylık sunmasına rağmen çoğu konuda zarar görmemize bizler müsaade ediyoruz.
Özellikle 40 yaş üstü kimseler bu teknolojiyi kullanmakta zorlanıyor. Gün geçtikçe telefon, internet dolandırıcıları artıyor. Genellikle bu suçluların kurbanları da her yaştan kimseler olsa dahi çoğunlukla 40 yaş üstü kimseler oluyor.
Duygularımıza, düşüncelerimize ve karakterimize yön veren bu teknolojiyi doğru kullanmazsak telafi edilemeyecek sonuçları olabilir/olmaktadır. Yaşam artık internet üzerinden gerçekleşiyor.
2000’li yıllara damgasını vurmuş Matrix gibi bir yazılım içinde yaşıyoruz sanki. Çocuklar doğduğu andan itibaren internet teknolojisi ile tanışıyor. Her türlü ihtiyacımızı internet üzerinden temin ediyoruz. Hayatımızın her bir noktasını fetheden bu teknolojinin sizin kullanmasına müsaade etmeyiniz.
Sağlıcakla kalın.